Bu son fasıldır ey dersim….
May 24, 2007
Bu dersi bir daha almak hayal edilse bile, avunmak istemeyiz böyle bir teselli ile.
Başlangıçların bitime götürdüğü gerçeği ile yine yüzleştik. Çok hızlı geçen bir dönemin sonuna geldik. Kış bitti şimdi hasat zamanı. Bir bir ürünler boy gösterirken, farkında olmadığımız kabiliyetlerimizi keşfeder olduk. Bizim oyunda yarın sunulacaklar arasında. Yetişmesi zor gibi görünüyor bütün oyunların. Bakalım….
Eğlenerek ve oynayarak oynadığımız bu dersin sonunu da eğlenerek bitirmemiz gerekir. Lüzumsuz polemiklere girmek, başkalarının sırtından geçinmek bir proje dersi için çelişki olur. Kendi oyunumuzun güzelliklerini anlatmak için başka oyunların açıklarını (ki söz alıp geliştirsek ne de iyi ederiz) basamak yapmak başka oyunları değil bizi küçültür. Dikkat edelim aman, zevkle takip ettiğimiz dersin tadını kaçırmayalım….
Mezun olacaklara da hayatlarında başarılar….
Akıl akıldan üstün
May 17, 2007
Grup çalışması diğer gruba yaradı. Görev verdiğinize yardım edip kendi ödevimizde tıkanmak komik. Ne yapalım. Hepimiz birimiz….
Heyacan dorukta. Bu hafta sergi başlıyor.Bakalım neler var sabırsızlanıyorum.
geliştireceğiz haftaya kadar ve daha ileri götüreceğiz. Bu grubumuzun vadidir. Olacak.
Zor bir proje gerçekten. Hazıra alıştığımızdan mıdır, nedir? Yapmak ve yaparak kendi ürününü çıkartarak öğrenmek, eğitimdeki son noktalardan biri gibime geliyor. Başarıdan daha üstün, çalışmak ve üretmek.
Arkadaşlara şimdiden başarılar…
tecrübe
May 3, 2007
Bu hafta spontan bir oyun oynatmanın terini sildik ders sonu. Bir oyundan başka bir oyun türetmek de öyle kolay değilmiş.. Bir de yorum yapmak ve yapılan yorumlar… Gerçelkten çok geliştirici ve akıl akıldan üstün dedirtiyor. Demek ki oyunlarda rol değiştirmek çok önemli ” kolombiya hiznobunun karesi” oyununda.Ağaç kafede oyunlarımız ve Ahmet in düşmesi de akıllarda kalacak benim ayakkabımın çıkması kadar. Köşe kapmacada çlok hırslıydık demek ki. Şu ağaç, sincap oyununu da beğendim doğrusu. Hızlı ve zevkli bir oyun ..Yine akıl toplantısı yapılırsa biraz eklemeler yapılabilecek ve dğiştirilebilecek bir oyunu andırıyor…
Katılım azdı. Çok az. Yine de zevkli gitti ders. Belki de katılım az olsa daha iyi olur bir daha ki dönemler…
Tasarım Ekipleri
April 19, 2007
Herkesin birlikte benzer iş için çalışıyor olması çalışmayı eğlenceli kılıyor. Beyin fırtınaları , fikir çatışmaları…
Sona yaklaştıkça sonucu merak ediyor insan. Çalışmanın bir yönünde yardımlaşma varken en iyi olmak isteği yarışa davetiye çıkarıyor.
Önümüz daha aydınlık görünüyor. Neyi kiminle yapacağımızın netleşmesi ve buna bir de başlamış olmak rahatlatan bir unsur.
Derste sınıf değiştirmenin etkisini de bir haftalığına tatmış olduk.Bu oyunun oynanacağı yerin oyuna etki edeciğine de bir işaret bence. Mekana da hak ettiği değeri vermemiz gerekiyor. Genelde kısıtlamalar zaman ve materyal üzerineydi. Heyevan ile bekleşiyoruz….
Öğretmen Tavrı
April 9, 2007
Bir gün polis için klasik psikoljik davranıştan bahsederken, tüm insanları suçlu görmesidir yani şüphedir demiştik. Bir doktor için…
Öğretmeni çok karışık bulmuştuk ve net bir davranış belirleyememiştik. Nasihat belki, belki çğrencileri önemsemek veya fedakarlık….
Son ders bana şunu gösterdi ki öğretmen duruşu en sinirli anında bile öğretmekten vazgeçememek. İnanş Hoca yine tahtaya birşeyler çizdi. Sonra kızdı kendine ” Bana ders yaptırıyorsunuz” diye. Yine vazgeçemedi ve yine vaz geçemez…
#37. Pişkindir. Geç gelip hocasına gülümseyebilir. Neyse İnanç hoca bunları pek önemsemez.
April 9, 2007
www.selcukgul.wordpress.com adresinden alındı başlık. Selçuk Sced 487 öğrenci profilini çizmiş madde madde. Madde 37 sınıfta şahit olduğumuz bir klasik oldu. Maalesef
- Farkına varamadık dersin ciddiyetinin.
- Dersin temelinde yatan felsefeyi ezberledik ama anlamadık.
- Eğitim ciddi ,hep ciddi bir işti bizim için.
- Sıkıcı ortamlardı sınıflar.
- Kaçmaları özledim dersten çıkıp kantine okuldan çıkıp kafeye gitmeleri…
- Kaçmaya gerek olmayan bir ders . Ne Tuhaf!
- Bilgi verilmelidir bize , ya da araştırma için katı bir yönlendirme….
- Düşünce tembeli olduk şimdi. Ne de gereksiz şey ,olan -olmayan şeyleri düşünmek!
- 487 sınıfında sınıf zevkliydi. Garip değil mi?
- Araştırmadan çok düşünme, bilgi almadan çok yaşama vardı. Allah Allah…
- Alışamadık.
- Daha doğrsu Cıvıdık.
- Hepimiz değil elbette. Klasik bir Sced 487 profili sunmak imkansız.
- Eğer klasik bir Sced 487 profilo sunacaksak olmasın, bitsin bu ders.
- Özgürlüğümüz ve tavırlarımız benzer olacak , o başka mesele.
- Nitekim patlayacaktı birgün, taşacaktı sabır.
- Son derse erken geldim.
- Hoca geldi.
- Çok az kişi vardı sınıfta.
- Çünkü iki kere geç gelmişti hoca ve neden geç kalma hakkını kullanmasaydık ki?
- Böyle izledim ben. Sınıfa gelenler bile dışarı çıkma derdinde..
- İçimden eyvah dedim. İnanç Hoca patlar az sonra.
Dostlar, dersin kurallarını İnanç Hoca ilk ders belirlemişti net ifadelerle. Geçen gün tahtaya çok da farklı bir şey yazmadı aslında. Sert bir ifade ile tekrardı. Maalesef tekrara neden gerek kaldı ve neden sert bir tekrardı diye düşünmemiz gerekiyor şimdi….
Bu bir oyun
April 5, 2007
Son derste ertelediğimiz aktiviteyi yaptık ve geçmişimizdeki bir boşluğu da doldurmuş olduk.Boş kalss acısı kalırdı içimizde iyi de oldu.
Bu tür oyunların spontane olması oyunu hem zevkli kılıyor hem de insanların birinci duruşlarını bir olay üzerinde izleme fırsatı buluyor. Zannederim oyunu oynayan herkesin aklına üçgen veya kare deyince artık bu oyun gelecektir. Yaşadıklarımızı daha çok öğrendiğimizi biliyoruz. Sevdiğimiz ve ilgi duyduğumuz konulara da motive olmakta zorluk çekmiyoruz.Eğer biz böyle isek ve biz çok geniş bir kitle ise, geleceğin öğretmenleri dersleri öğrencilerin sevdikleri ve öğrencileri de içeren aktivitelerle süslemelidir.
Oyun tasarlamak kısmına başlamamız bir adım. Bakalım nasıl ilerliyecek? Herhangi grubun diğer gruplara bağlı olması demek herhangi bir gruba bağlı olanların p grubu da takip ediyor olması demek.
Bu bir oyun!!!!
Oyun mu?
Değil mi?
Bence oyun.
Umarım mızıkçılık yapmam ve kimse de yapmaz.
Gülü Seven Dikenine Katlanır
March 29, 2007
Sorumluluk da sıkıntılı , sorumsuzluk da. Öne çıkana tabi olduğumuz oyunda bunu gördüm ben. Eğer öndeyseniz insanları tatmin etme duygusunu aşana kadar ki Özgem aştı onu , mantıklı hareketleri kimsenin kızmasına sebep vermeden , duraklamadan sunmak zorundasınız. Eğer , öne çıkmayı rahatsızlık olarak görüyorsanız ,öndekinin yaptığı saçma şeyleri eleştirme hakkından mahrum kalıyorsunuz. Tabi öne çıkma hamleniz yoksa bir tepki olarak.
Ama iki tarafın da kendine göre avantajları yok değil.
Geçen derste hiç görmediğim kadar ilginç bir sıkıntı gördüm. Yağmurun yağdığını fark edince dersi orada bıraktık. Bence güzel olan ya yağmurda da devam etme davranışını göstermek veya hemen spontane başka bir aktiviteye geçmek idi. Çok kere özellikle eğitimde beklemediğimiz sorunlar yaşıyoruz ama bunları gördüğümüzde su koyvermek yerine çözüm üretmek gerekir diye düşünüyorum.
Problemi yok etmek, çözmek değildir.
Dersin başında bloglarla ilgili yorumlar da artık dikkatimi çekmeye başladı. Derste de espirili ifade ettiğim gibi , bir şeyi eleştirenler popüler olmaya başladı. Ve yorumlar savunmaya dönük olmaya başladı. Çoğu zaman başkalarına ait bu yorumlara katılmadığımı ve bu özel sorunların özel çözülmesi gerektiğini düşünüyorum.Belki başka bir çözüm bulmamız gerekiyor.Mesela bloglar hakkındaki yorumlar dersin sitesinde yapılabilir. Her blog’un altında da yorum kısmı var.
Umarım bu yazı en azından bu ders beni popüler yapmaz. Bir sorun varsa ve çözülecekse sessiz çözülür.
Dersin artık felsefi kısmına girmeye başlıyoruz. Eğer oyun tasarlayacaksak ki dersimizin böyle bir hedefi var grupları kurma ve başlama zamanı geldi. Malum üniversitede sınavlar başladı mı dönemle biter.
Akışı genelde beğeniyorum. Hoşça vakit geçirirken birşeyler öğreniyoruz. Bu önemli bence.
Öz etle
March 22, 2007
“Y a olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol! ” der Mevlana. Yani olduğun = göründüğün. Özünle sözün, düşündüklerinde çabalamaların ahenk içinde.
Öz bir kök gibi. Aslına sadık. Gövde bazen başka yönlere eğilebilir ama öz sabit.
Bir olguya bakarken orojin çok önemli. Özünden bakarsak doğruyu görebiliriz ancak. Yargılarımızın doğruluğunu işin arkası belirler.
Eğitimde öz nedir peki? Öz; kendine ve toplumuna yararlı, aydın insanlar yetiştirmektir.Peki metod? Bir sürü var. Bütün yaklaşımlar(Davranışçılık, oluşturmacılık, bilişselcilik vb.) aslında aynı kökten aynı hedefe varmaya çalışan yollar değil midir?
Oyun zevkli bir yol ve bu yolun keşfedilmesi ve uygulanması hayli zaman aldı. Yaşayarak öğrenmeye daha güzel örnek verilebilir mi? Önümüzdeki on yıl içinde artık eğitimin oyun ve oyun havasında aktivitelerin uygulanacağı bir döneme başlangıç oluşturacağı kanısındayım. Bu sebeple, tasarlayacağımız ve tasarlanmışları seyredeceğimiz oyunlar bizim için vazgeçilmez olacaklar.
Öz’ ü bedenden , bedeni öz’ den ayırmamaya gayret etmeli ama açılımlara açık olma avantajımızı elden bırakmamalıyız…
Dokuz Mart’a Dair : Sitemler
March 9, 2007
Evet, bu dersin teori kısmı da var. Geçen ders gördük bunu. Keşke okumaları hepimiz yapmış olsaydık da , dersin eğlenceli kısmını perdelemeseydi.Bence grup çalışması gerektirmediği halde grup çalışması yaptık ve zamanı değerlendirme konusunda problem yaşadık. O makale için herkes sınıfta on dakika okusa idi kalan yirmi dakikada çok daha fazla şey tahtada boy gösterirdi. Teknolojiyi eğitimde kullanmak gibi. Dengeyi kurmalı ve sahibiz veya biliyoruz diye her gördüğümüz yerde onu kullanmaya çalışmamalıyız.
Önce , başkasına zarar verme. Çok güzel bir prensiptir. Gözü kapalı üçgen oluşturmaya çalışan grubu izleyenlerden biriydim. Onlar görmedi ama biz grupça şahit olduk. Belki başkasının geçeceği yolu kapatıyorduk da. Belki başkalarına kasıtsız ve şirin yanlışlarımız oluyordu. Ama ders yapıyorduk ve bölünmemesi gereken yerde ders bölündü. Ayaklarımız çok değerli. Değerli diye kullanamaz mıyız yani? İki adım atarsın olur biter. Sonra da yakışan üslupla , dersi bölmeden nezaketle uyarırsın.Canım sıkıldı , derste de söylediğim gibi. O yol ve bütün yolları birilerine benden ve sınıftaki herhengi birinden sahiplik veren bir kural yok. İstersek o yolda neden oynayamıyalım? Yaptığımız yanlışları doğru şekilde uyaranlara doğru şekilde mukabele ederiz.Uzatmak doğru olmaz , bırakıyorum burada.
Bir filozof dünyadaki en büyük alçaklıkları sayarken iki şeye değinir.
Birincisi birinin bir çit çekerek bir yere benim demesidir.
İkincisi ve daha büyük olanı ise bunu kabul eden insanların yaptıkları erdemsizliktir.